NE DEĞİŞTİ?

2022 yılı içerisinde hem Türkiye hem Global piyasalarda büyük bir dengesizlik yaşanacağını ve piyasaların bu süreci çok kolay atlatamayacağını daha önceki sayılarımızda da belirtmiştik.

Her ne kadar öngörülerimiz bu doğrultuda olsa da hiç kimsenin tahmininde olmayan Rusya – Ukrayna Savaşı birçok dengenin değişmesine neden olmuştur. Amerika ve Avrupa firmalarının Rusya Pazarından bu kadar hızla çıkması hatta Rusya’nın swift sisteminden çıkması tahminlerin çok ötesinde bir durum olmuştur.

Peki şimdi ne olacak?

“Her kriz kendi fırsatını kendisi yaratır” cümlesini kullanmanın koşulları tam da bu zeminde oluşmuştur. Pek çok yabancı şirketin Rusya’dan plansız bir şekilde çıkması bu süreçte tarafsızlığını koruyan Türk firmaları için fırsat alanı oluşturmuş, yeni alanlarda yeni pazarların kurulmasını sağlamıştır.

Özellikle tekstil, demir- çelik, gıda ve hatta lojistik konusunda ciddi bir talep boşluğu oluşacaktır. Bu kapsamda arz/ talep dengesi tekrar değişecek ve piyasalar yeniden şekillenecektir. Uluslararası denge politikalarının yeniden belirlenmesinin yanı sıra Türk firmaları ihracat hacmini genişletecek ve dünya konjektöründe ciddi roller üstleneceklerdir. Elbette ki bu rollerin ülke ekonomimize yansıması yadsınamayacak kadar olumlu olacaktır.

Tüm bu gelişmeler devam ederken dikkat edilmesi ve gerçekten dengede tutulması gereken bir diğer nokta ise Ukrayna pazarında iş yapan firmalar ile iletişimin yönetilmesidir. Çünkü Ukrayna pazarı da hali hazırda üretim yapan Türk firmaları için vazgeçilmez ve önemli bir alandır.

Bu noktada bugüne kadar tarafsızlığını sürdürerek başarı ile yönettiğimiz denge politikalarımızı devam ettirmeli ve ticari hacmimizi arttıracak atılımlar için koşulları doğru okumamız gerekmektedir.

Gelişmelere baktığımızda Türk firmalarının çok başarılı olacaklarını düşünmekle beraber firmalarımızın alt yapılarını ve kurgularını değişen dengelere göre kurmaları gerektiğini tekrar etmekte fayda görmekteyiz.

Üretim konusunda pek çok yabancı firmadan daha hızlı aksiyon alabilmemiz bizim için ciddi avantaj sağlarken hammadde temin belirsizliği, artan hammadde artışları ve pek çok konuda değişen dinamikler bu avantajı kullanılmaz hale getirmektedir. Vakit kaybetmeden acil olarak tedbir alınması gereken bu başlıklar göz ardı edilmemelidir.

Üretime destek veren yönetim dahil olmak üzere satış, satınalma vb. süreçlerin de reorganizasyonlarını mümkün olan en kısa sürede tamamlamalarını önemle tavsiye ediyoruz.

Yazımızın başında da değindiğimiz gibi mevcut koşullar doğru okunmalı, önlemler alınarak sürekli iyileştirme çalışmaları başlatılmalıdır. Ancak bu şekilde devam edersek olumsuz koşulların yarattığı avantajlar kullanılabilir ve ülke ekonomisi olumlu yönde güçlendirilebilir.

Her firmanın kendi özelinde değerlendirme yapmasını önemle tavsiye ediyoruz.

 

Saygılar,

 

Sevgi Yılmaz