Dünyayı Yönetemezsiniz Ama…

Reel sektörün bugünlerde birbirine en çok sorduğu soru şu: Bu işler nereye gidiyor? Aslında bu işin bir trend yönünden yanıtı var; bir de güncel ekonomik gelişmelerin ve ortaya çıkan risklerin çerçevesinde cevabı söz konusu.

 

Öncelikle dünyaya bakalım. Enflasyonist etkinin artık kalıcı olarak ekonomiye damga vuracağı, bununla birlikte istenen büyüme hacimlerinin yakalanamayacağı neredeyse kabul edilen bir gerçek olarak ortada duruyor.

 

Bunun gelişmiş ülkelerin varlık alımlarını sıfırlamasından, faiz arttırım sürecine kadar birçok gelişmeyi beraberinde getirmesiyle de finansın zor ulaşılır veya pahalı hale geleceği, enflasyondan çok hem daralma, hem enflasyonun eş zamanlı yaşanacağı bir stagflasyon sürecini başlatacağı ihtimali daha yüksek gözüküyor.

 

Türkiye’deki riskler de azımsanacak gibi değil. Gerek emtia, hammadde ve lojistik fiyatlarındaki baskı, gerek finansa ulaşmanın faiz oranlarına rağmen, piyasada pahalı hale gelmesi, kur riski gibi etkenler dikkat edilmesi gereken hususların başını çekiyor.

 

Bir de bunlara ilave olarak ekonominin büyük bir dönüşüm içinde olduğu realitesinin gereklilikleri ortaya çıkıyor. Şimdi bunların hepsini alt alta koyduğunuzda zor bir 2022 yılı bizi bekliyor; çok açık.

 

Bunlardan hangisini yönetebilirsiniz? Dünyadaki gelişmeleri mi, Türkiye’deki sorunların ortadan kaldırılmasını mı? Bir işletme sahibi ya da yöneticisi olarak bunların hiçbirine etki edemezsiniz, ama farkında olarak riski yönetebilirsiniz.

 

Peki yönetebileceğiniz kısım ne? İşletmeleriniz… Vakit geçirmeden işletmelerinizi masaya yatırmanızda fayda var. Öncelikle eldeki varlıklarla ihtiyaçların belirlenmesini ve buna yönelik hamlelerin yapılmasını sağlayabilirsiniz.

 

Firmalarınızdaki finanstan satınalmaya, insan kaynağından yönetim biçimlerine kadar tüm başlıkları gözden geçirebilir ve dönüştürebilirsiniz. Verimlilik başlığını esas alarak enerji kullanımındaki getirilerden toplu alımlara yönelmeyi sağlayacak sektörel işbirliklerine kadar birçok başlığı tartışabilirsiniz.

 

Sadece tartışmakla da kalmayın. Dijitalleşmenin getirdiği avantajları da kullanarak hayata geçirmek için hamleler yapın. İnsan kaynağınızı mutlaka eğitim aldırarak, niteliğini yükseltin. Yönetim biçimlerinizi yeni ekonominin kurallarına göre insan odaklı, yaratıcılığı besleyen, katkı sağlayan ve katkı alan bir yapıya evriltebilirsiniz.

 

Açıkçası hiçbir zaman olmadığı kadar işletmelerinize mercek tutmanız, her bir bireyi değerli kılarak, onlara şeffaf davranıp süreçlere katılmalarını sağlayarak konuşmanız ve birlikte yönetmeniz gereken bir dönemdeyiz.

 

Geleneksel hiyerarşiyi ortadan kaldırarak, ekip ruhu yaratabilecek ortamları hazırlamalısınız. Herkesin sürece dahil olduğu, matematiğin esas alındığı, akılla yeni açılımlara yelken açmanın kolaylaştırıldığı bir dönüşümü konuşmak durumundasınız.

 

Aksi takdirde dünyada ve Türkiye’de zorlaşan iş yapma şartları içerisinde daha büyük açmazlara girip, bunun paniğine kapılıp, sorunlardan bahseden bir yapıya bürünmeniz çok hızlı olur.

 

Sorunları fark ederek, olasılıklara yönelik eylem planlarını hazırlayarak, firmanızda yaratıcı yıkım metotları uygulayıp, herkesi de bunun bir parçası yaparak, yani firmanızı sistematik bir biçime sokarak bu süreci aşabilir, hatta kazançlı bile çıkabilirsiniz.

 

Dönem eski alışkanlıkları gözden geçirme, firmaları gerçekten yönetme ve çözüm odaklı yaklaşımlarla ayakta durma dönemidir. Bunun farkına varıp, yeniliklere yatırım yapanlar, proje üretenler ve en önemlisi tüm bunları finansı yöneterek yapanlar kazanç sağlayacak; en azından zararı yönetilebilir kılacaktır.

 

 

Çetin Ünsalan