Zor Zamanlar Hesap İster

Dünya ekonomisine ilişkin farklı haberler eş zamanlı olarak geliyor. Ama tüm bunların içerisinde bir gerçek var ki, 2022 yılının ikinci yarısı da 2023 senesinin ilk dönemi de öngörülebilirlik noktasında en uzak mesafe ve çok da huzurlu geçmeyecek.

 

Bir tarafta dünyada gelişen jeopolitik riskler, öbür tarafta hammadde ve enerji fiyatlarındaki artış, navlun maliyetlerinin can yakmaya devam etmesi ve durdurulamayan enflasyon gerçeği, gıdadan enerjiye her alanda zorlu bir süreci bize işaret ediyor.

 

Hatta o kadar ki, kimse dillendirmek istemese de, dünya ekonomisi daralmanın ve enflasyonun eş zamanlı şiddetlendiği bir stagflasyon ortamına koşar adım gidiyor. Bu noktada 2 binli yılları hovardaca kullanmış ekonomilerin çok daha büyük açmazlar yaşayacağı açık.

 

Son Davos Zirvesi’nin ana gündem maddesinin gıda ve enerji krizleri olması, bunun da iklim kriziyle bağdaştırılarak konuşulması verimliliğin konuşulduğu ama zorlukların mücadele etmek adına ağırlaştığı bir sürece girdiğimizi gösteriyor.

 

Yetmedi tüm bu sorunlar yaşanırken eş zamanlı olarak, yükselen enflasyona paralel arttırılan faizler ve sıfırlanan varlık alımları, dünyada finansmanı da her zamankinden daha zor ulaşılır bir özelliğe büründürüyor.

 

Dünyadaki parayı yönetemeyeceğinize, hatta ülke ekonomisinin yönetiminde de söz sahibi olamayacağınıza göre geriye tek bir seçenek kalıyor. Kendi bütçenize odaklanacaksınız. Her ne kadar yapılan yanlışlar, yapılan hesapları alt üst etse de, hesap yapmaktan vazgeçmemek gerekir.

 

Zor zamanlar hesap ister. Hesabı sürekli kontrol etmeyi ve sık sık ara sonuçlar alarak sapmaları görmeyi esas kılar. Bu nedenle ister aile bütçenizde, ister şirketinizin yönetiminde hesapları birinci gündem maddesi yapma dönemidir.

 

Sadece giderlerden değil, üretim süreçlerinizdeki verimlilikten, enerji üretiminde kendi enerjisini üreten yaklaşımlardan, paranın gereksiz yere harcanması kadar, gereksiz yere kasada da tutulmasından söz ediyorum.

 

İktisatta optimum nokta diye bir kavram vardır. En basit tabiriyle ideal noktayı tanımlar. İşte paradan insan kaynağı kullanımına, hammadde alımından kapasite kullanımına kadar her şeyi optimum noktada kullanma dönemidir.

 

Burada geleneksel olarak en alışılagelen yöntem, büyük de bir hata olan insan kaynağını azaltmak olarak ortaya çıkar. Bu çok büyük ve yanlış hamledir. Şayet nitelikli insan tercihleri yaptıysanız, onları kaybetmeyin.

 

Çünkü sadece maaşı üzerinden hesapladığınız bir personel, şayet doğru seçimle şirketinize yerleştirdiğiniz biriyse, hiç ummadığınız noktada ortaya koyacağı yaratıcılıkla, size ummadığınız kaynakların kapısını açan bir birey haline dönüşebilir.

 

İnsanı esas alın ama dijitalleşmeyi de ihmal etmeyin. Bunu da bir satınalma operasyonu olarak görüp kaynak israfı yapmayın, Doğru bir hesaplama ve planlamayla yaptığınız dijitalleşme hamlesinin size ne getirdiğini hesap edin.

 

Aksi takdirde bir dijitalleşme furyası içerisinde yanlış yatırımlarla kaynak israfına da neden olabilirsiniz. Bu iki örnek sanırım her şeyi çok net anlatıyor ama özetle şunu söylemek gerekir.

 

İğneden ipliğe attığınız her adımı planlı ve hesabı yapılmış bir biçimde gerçekleştirin. Çünkü yaşadığımız ve yaşayacağımız süreç hatayı affetmeyecek kadar sert koşullara sahip.

 

Çetin Ünsalan