Ukrayna-Rusya geriliminde Türkiye nerede olmalı?

Tarih tekerrürden ibarettir” diye bilinen ünlü söylem bugünlerde kendini yeniden hatırlatıyor. ABD’nin Ukrayna üzerinden Rusya’yı çevreleme hamlelerine karşılık Rusya’nın askeri gücünü Ukrayna sınırına yığması ile bölgedeki gerilimin had safhaya ulaşması, sıcak çatışma ihtimalini arttırıyor. Buna ihtimal vermeyen yorumlar var, ancak bunun çok iyimser bir düşünce olduğunu değerlendirmek lazım. Ukrayna açısından Rusya belki de bir daha hiçbir zaman bu kadar uygun bir ortam bulamayacak. Rusya’nın planı henüz bilinmiyor; topyekün bir işgal ya da sadece Ukrayna’nın doğusu. Ama Gürcistan’da yaptığını yapması için önünde engel yok. Tabii ki diplomasi her zaman bir çözüm yaratabilir ve sıcak çatışma ihtimali geçiştirilebilir, bunun için de iki tarafın uğraş verdiği kesin.

Ancak gerilimin çatışmaya dönüşmesi durumunda gelişmelerden belki de en fazla etkilenecek ülkelerden biri de Türkiye olacak.

24 Ocak 2022 itibarı ile Türkiye’nin fabrikalarında başlayan doğalgaz ve elektrik kısıtlamalarının İran’daki doğalgaz arızası nedeni ile oluşan kesinti sebebi ile olması pek inandırıcı gelmiyor. Nitekim Türkiye’nin ihtiyacının % 17,11’i İran’dan. Acaba Rus gazının tedariğinde de bir sorun var mı bunu bilemiyoruz, bunu da kimse sorgulamıyor. Ama çatışmada taraf olmamız durumunda bu konu çok hızlı masaya gelecektir.

Türkiye’nin Doğal Gaz ithal ettiği ülkeler

 

Ukrayna meselesinde doğalgaz tedariği ya da Rus turistleri dışında Türkiye’nin ne gibi sorunlar yaşayabileceğini anlamak için Kırım ve Ukrayna ile ilgili olarak geçmişte olanları hatırlamak lazım: 1681 yılındaki Bahçesaray antlaşması ile Ukrayna üzerindeki haklarından vazgeçen Osmanlı, kendi çöküşüne büyük ivme kazandıracak azılı bir düşmanın yani Rusya’nın gelişmesine yol açar. 1699’daki Karlofça antlaşması ile Azak’ın terk edilişi, Kuzey’den gelecek baskıyı netleştirir. 1783 yılında Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı, Osmanlı topraklarına baskı kuracak büyük bir Karadeniz gücünün kesin surette tesis edileceği anlamına gelmektedir. Doğuda Almanya’yı Rusya ile dengelemeye çalışan İngiltere’nin, artan Rus gücünü de sınırlamak için Osmanlı – Rus çekişmesini teşvik ettiğini de hatırlamak lazım. Süreç sonunda bölge devletleri yanı sıra Rusya ve Türkiye’nin oldukça fazla yıprandığını ve iki imparatorluğun da çöktüğünü unutmamak gerekiyor. Tarihte Ingiltere’nin yaptığını şimdi ABD tekrarlar mı acaba?

Mevcutta yanlış politik kurgu ve büyük ekonomik sorunlar nedeni ile önünü göremeyen ve kayıkçı kavgası tonunda mücadele eden iktidar ve muhalefet kadroları, güncel uluslarası politikayı doğru okuma yetisinden yoksun görünmektedirler. Türkiye’nin yaşadığı politik ve ekonomik zorlukları günlük zig zaglarla savuşturma alışkanlığı, 18 ve 19.yy’a paralel şekilde, Ukrayna üzerinden büyük bir çukura düşme ihtimalini de bu bağlamda arttırıyor. İşte bu noktada Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşlarının ne ile karşı karşıya olduğunun bilincinde olması gerekiyor, çünkü devletin, toprağın, denizin ve nihayetinde tüm ülkenin sahibi, bu devletin vatandaşları. O hali ile coğrafyamızın zorladığı politik durumun ne olduğunu basit bir şekilde anlamak, toplumun yıkıcı sonuçlar doğurabilecek kararlara veya oldu bittilere dur demesinin başlangıcı olarak değerlendirilebilir.

ABD ne istiyor/ planlıyor?

Türkiye coğrafyası üzerinden durumu anlaşılır kılmadan önce neden böyle bir problem var onu anlamak açısından ABD’nin krizdeki rolünü ve niyetini anlamak lazım.

Sovyet bloğu çöktükten sonra Moskava etki alanından uzaklaşan Ukrayna NATO/ABD açısından çok önemli bir ülke haline geldi. 2004 yılında Ukrayna’da ABD tarafından desteklenen Turuncu Devrimi bu gözle anlamak gerekiyor. Rus etkisinin bu ülke üzerine Turuncu Devrimle kırılması ile birlikte Ukrayna ‘nın NATO’ya alınmaya çalışılması, bu bölgeye yönelik ana sorunlardan biri haline geldi.

Rusya’nın derinlik problemi

İşte bugünkü krizin ana nedeni de budur diyebiliriz. Yukarıdaki haritada görüldüğü şekli ile Belarus ve Ukrayna eğer NATO bünyesine girerse Moskova’nın batı ile arasındaki derinliği ortadan kalkıyor. Belarus ve Ukrayna bu anlamda Rusya için tampon alanlar, mevcut hali ile Belarus’da Rusya için yönetsel bir problem yok ancak Ukrayna arkasındaki batı desteğine güvenerek tekrar Rus etkisi altına girmek istemiyor.

Rus halkının büyük çoğunluğu Rus topraklarının batısında yani Avrupaya yakın bölgelerde yaşıyor. Tarih boyunca da Napolyon ve Hitler tarafından iki kez işgale uğrayan Rusya için Ukrayna’nın yarattığı bu derinlik yaşamsal anlamda korunması gereken bir alan halinde ve Ukrayna’nın Rusya’yı tehdit olarak algılayan bir cepheye geçmemesi gerekiyor. Harita üzerinde işaretli olan 1,2. ve 3 numaralı mesafeler açısından Rusya’nın kaygısı bu derinliği korumak. NATO/ABD açısından da NATO üyesi olacak olan Ukrayna’da Moskova’ya çok yakın mesafelerde füze konuşlandırma imkanları olacak ve hatta bu füzeler NATO -Rusya çatışması senaryosunda Rusya içerine daha rahat ulaşabilecek.

Yukarıdaki harita üzerindeki 4 numaralı mesafe de yine Rus nüfuz alanı Kafkasya’ya olan derinliği ortadan kaldırıyor. Bu bölgedeki kritik enerji kaynakları yine bir sıcak çatışma ihtimalinde Rusya açısından büyük riske giriyor.

İşte bu sebeplerle Rusya Ukrayna’nın NATO’ya girmesini kırmızı çizgi olarak belirlerken ABD bu hassas noktayı krize çevirme planları yapıyor.

Peki ABD neden bunu zorluyor? Obama’dan bu yana uygulanan bütçe kısıtlamaları nedeni ile Amerikan donanması eskisi gibi dünyanın her yerine yetişme yetisini kaybetti, buna karşılık küresel güç mücadelesinde ağırlık pasifik bölgesine kayarken Çin ABD için bu bölgede ciddi bir rakip haline geldi. 2024-2030 arasında iç bunalım beklentisine giren ABD, odağını Çin ile mücadeleye vermeyi arzuluyor ve bu sayede 2030 sonrasında gücünü yeniden tesis edebileceğini değerlendiriyor. Bütün bunların üstüne Rusya-Çin işbirliği ABD’nin askeri anlamda tek başına karşı koyamayacağı bir güce dönüşmek üzere. Çin donanması çok hızlı bir şekilde büyürken Rusya’nın yeni hipersonik silahları bu birlikteliği ABD açısından çok tehlikeli hale getiriyor. Bu hali ile Rusya Avrupa’da baskı altına alınıp vekil devletler kullanılarak uzun dönemli sıcak çatışma ile yıpratılırsa, Rus- Çin birlikteliğindeki Rusya’nın enerjisi düşürülmüş olacaktır. Bu sayede ABD pasifik bölgesindeki ittifakları ile birlikte Çin’e yönelik odağını arttıracak ve güç kaymasını engellemeye çalışacaktır. Peki Avrupa’daki vekil kuvvetler hangileridir? Ukrayna kesinlikle vekil kuvvet değil, ne yazık ki görünürde Rusya’nın hamle yapması için yem olarak ortaya atılıyor, ama sıcak çatışma başlarsa esas vekillerin Polonya ve arkasından Almanya-Fransa olması gibi bir hesap olduğu düşünülebilir. Ancak ABD için işler pek de bu plana uygun gitmiyor, çünkü Almanya Rusya ile bir sıcak temasa ikna olmuş değil, çıkarları da bunu gerektirmiyor. Bu durumda ikinci cephe olarak Balkanlar’da ve belki de Karadeniz’de vekil devlet olarak Türkiye ABD’nin planlarında yer alıyor.

Türk Jeopolitiği bize ne diyor? 

Bizim dışımızda gelişen bu planların başarısı ya da başarısızlığı aslında bizim jeopolitiğimizi iyi anlamamızla alakalı, bunu basit bir şekilde anlamak için önemli güçlerle Türkiye arasındaki coğrafi haritalara dayanan ilişkilere bakmak gerekiyor. Bunu anladığımız noktada bölgemizdeki gelişmelere yönelik toplu bir bilince sahip olabiliriz ve yanlış kararları, oldu-bittileri bu bilinç önleyebilir.

RUSYA – TÜRKİYE

Rusya – Türkiye çıkar alanları

 

Mavi Çizgiler: Türkiye’nin Rusya ile çatıştığı veya ortak çıkarının olduğu nüfuz alanları. Haritada Türkiye’nin dört bir tarafının Rus etki alanları ile sarıldığını görmek mümkün. Özellikle 2019 ve 2020 yıllarında Libya, Suriye ve Kafkasya’da bazen karşı karşıya bazen ortak cephede ilişkilerin dalgalı seyrettiği genel olarak istikrarsız ve güvene dayalı olmayan bir ilişki tarzı yürüdü. Bu bölgelerde genel olarak Rusya’dan çok Türkiye’nin ikircikli tutumları aradaki ilişkileri gerginleştirdi. Bu tutum dolayısı ile Rusya-Türkiye işbirliği dile getirildiği ya da arzu edildiği kadar gerçekleşmedi. Aslında harita açıkça Rus-Türk-Fars işbirliğini zorunlu kılıyor, tarihsel süreçte bu üç halk hiçbir zaman bir arada ittifak içinde hareket edemediği için batılı güçler bu bölgede kendi kurgusunu işletebilmiştir.

Suriye’deki Rus politikasına karşı Ukrayna’ya yönelik Türk politikası kendisini karşılık ve denge arayışı olarak gösteriyor. Bu dengeleme arayışı da Ukrayna-Rusya arasındaki gerginlikte Türkiye’yi zorlayacak bir konu haline gelmiş durumda. Ukrayna sebebi ile oluşan tedirginlik, paralelinde Balkanlarda da Rusya ile gerginlik sinyallerini tetiklemiş durumda. Türkiye’nin son dönemde artan ve gelişen ilişkileri doğrultusunda Balkanlarda da Rusya ile karşı karşıya kalma ihtimali göz ardı edilmemelidir. Türkiye’nin dört tarafına yayılmış Rus etkisi Balkanlardaki gerginlikle birlikte bir anda tüm mavi bölgelerde Türkiye açısından çok can yakıcı bir neticeye dönüşebilir. 18 ve 19 yy boyunca yaşanan Rus – Türk çekişmesinin bir benzerinin 2020’li yıllarda tüm bu bölgelerde benzer bir şekilde yaratılması Türkiye’nin varlığını tehdit ederken, Rusya’nın da gücünü Türk cephesi ile zayıflatmayı hedefler. Bu gerginlikte ABD’nin Türkiye’ye biçeceği vekillik görevi bu olacaktır. Ukrayna’nın yem olarak feda edilmesi sonrasında batı cephesinde Polonya’nın Rusya’nın karşısına dikilmesi ile Rusya iki cephede güç kaybetmeye zorlanacaktır. Ancak burada vekil kuvvetler olarak öne sürülecek olan Polonya ve Türkiye için böyle bir durumda zaferden bahsetmek mümkün olmayacaktır. Türkiye haritadaki kuşatılmışlıkla boğuşurken Polonya arkasındaki Alman tehdidini hissedecektir. Sonuç iki ülke için de hezimet olacaktır.

Siyah Çizgi: Rusya’nın Ukrayna üzerinden Avrupa’ya ulaşan doğalgaz boru hattı. Bu noktada batı Avrupa ülkelerinin gaz tedariğine olan ihtiyacı önemli hale geliyor. Rus gazı kesildiği andan itibaren sadece 17 günlük gaz stoğu olan Almanya için Rusya ile karşı karşıya kalmanın bir getirisi yok. ABD Rus gazı yerine sıvılaştırılmış gaz tedariği yapacağının teminatını verse de, Alman sanayisinin ve bankacılık sisteminin yerleştiği Polonya’da ve Merkez Avrupa’da Ruslarla sıcak çatışma riski kesinlikle istenilen bir konu değil. Bu anlamda NATO içerisinde Almanya ile ABD aynı noktada durmuyor.

Kırmızı Çizgiler: Rusya’nın Karadeniz’den boğazlar vasıtası ile sıcak denizlere inebileceği, deniz ticareti açısından hayati olan alternatifsiz rota. Montrö sözleşmesi bu anlamda Rusya-Türkiye ilişkilerinin sağlıklı yürümesi için çok önemli bir rol üstleniyor. Türkiye’nin taraf olması durumunda anlaşmanın bozulması, yenilenmesi, kaldırılması gündeme gelebilir, o anki Rusya’nın politik gücüne bağlı olarak ilişkinin seyri değişebilir, ve Türkiye bir anda kendini küresel güçler karşısında yapayalnız bulabilir, boğazlar üzerindeki egemenliği çok ciddi tehdit altına girebilir. Bu çizgileri ifade eden rota Rusya’nın Ukrayna veya Balkanlardaki askeri hareketliliğinde yaşamsal öneme sahip olacağından Türkiye’yi hiç istemediği bir durumun içine çekebilecek bir riski beraberinde taşıyor.

Ve son olarak Türkiye, Rusya’nın güneyinde, NATO’ya bağlı olarak ilk saldırının yapılabileceği bir coğrafyaya hakim ve bölgeyi kontrol altına alan birçok radar üssüne sahip. Bu da Türkiye’nin NATO için kendini feda edip etmemesi kararına gelip dayanıyor.

AVRUPA BİRLİĞİ – TÜRKİYE


AB– Türkiye çıkar alanları

Siyah Çizgiler: Türkiye’nin Avrupa ile çatıştığı veya ortak çıkarlarının olduğu nüfuz alanları. Görüldüğü üzere çok çeşitli özellikleri ve farklı sorunları olan büyük bir alan. Genel olarak Türkiye AB ile bu alanlarda yaşadığı çatışmalarda ekonomik ve siyasi gücü paralelinde önemli bir kazanım elde edemiyor.

18- ve 19 yy boyunca yaşanan Rus – Türk çatışması sonucunda Osmanlı’nın bu topraklarda ne yaşadığı tarih kitaplarında yazılı. Bunun dışında Suriye’de yaşanan iç savaş sonrası Türkiye’nin karşılaştığı sorunları halen tecrübe ediyoruz. Türkiye’nin ve tüm bu siyah çerçeveli alanların barış içerisinde refaha ulaşması için tek şart Türkiye’nin barış temalı bölge merkezli politikasına geri dönmesidir. Bu da büyük güçlerin vekilliğini reddederek sağlanabilir.

Mavi Çizgiler: Mevcutta olan veya ileride devreye girmesi planlanan, Avrupa için yaşamsal önemdeki boru hatları. Bunlardan D.Akdenizde gösterilen boru hattı (East Med) Türkiye ve Yunanistan-AB arasında ciddi anlaşmazlık yaratan bir plan. Verimli olmaması sebebi ile plan yürürlüğe giremiyor. Ama masada duracağı kesin.

Sarı Çizgiler: Afganistan, Pakistan, Suriye üzerinden mültecilerin geçiş güzergahları. Söz konusu coğrafyalarda siyasi istikrarsızlıklar sebebi ile ağır bir göçmen yükü ile karşı karşı kalan Türk ekonomik ve sosyal yaşamı derin bir kriz içerisindeyken, göçmen sorunu AB ülkeleri ile ilişkilerde de gerginlikler yaratmakta.

Kırmızı Çizgi: Rusya için hayati önemde olan boğaz geçişi, Ege’nin Yunan kıyılarındaki yoğun ABD üslenmesi açısından da önemli. Bunun dışında olası Ukrayna çatışmasında Karadeniz’e takviye yapmak isteyecek olan ABD donanması açısından da çok önemli. Dolayısı ile Ukrayna üzerinden gelişecek bir krize Türkiye’nin burnunu sokması her iki taraftan da karşılaşacağı ağır baskı nedeni ile egemenlik sorununa dönüşme riski taşımaktadır.

ÇİN– TÜRKİYE

Çin – Türkiye çıkar alanları

 

Siyah Çizgiler: Türkiye’nin Çin ile çatıştığı veya ortak çıkarlarının olduğu nüfüz alanları. Temel olarak Kuşak ve yol projesindeki güzergahlar üzerinde bulunan bu alanlar Çin için değer taşırken Türkiye’nin doğal nüfuz alanları bu coğrafyada Çin çıkarları ile karşılaşıyor. Balkanlar Türkiye için tarihsel süreçte her zaman stratejik iken, Çin’in Kuşak ve Yol projesinin Avrupa içerine ulaşan güzergahında olması nedeni ile de Çin’in ilgi alanı haline geliyor.

Sarı alan : Doğu Akdeniz Çin ticareti açısından çok önemli, bu ticaretin güvenliği için bölgede ABD hegemonyasının sona ermesini arzuluyor. Doğu Akdeniz de Türkiye’nin doğal uzantısı ve açık denizlerle bağlantısını sağlayan çıkış kapısı. Bölgede bu zamana kadar Türkiye çıkarlarının karşıtı bir yapılanma var iken güç dengesinin Pasifik’e kayması doğrultusunda dengeler yeniden değişiyor. ABD’nin bölgeden çekilmesi ile beraber bu alanda yeni krizlerin ve çatışmaların çıkması muhtemel. Türkiye donanması ile bu çalkantılara dayanırsa büyük bir bölgesel güce dönüşebilir. Bu alandaki ticaretin sürekliliği ve Türkiye menfaatinde yönetilmesi şart.

Kırmızı noktalar: Kuşak ve yol projesinde önemli görev alacak limanlar. Bu proje ile Türkiye önemli bir kavşak noktası haline gelecek. Deniz ticaretinde de etkin rol üstlenme şansı doğacak. Bu da Akdeniz ve Ege’de barış ortamının sağlanmasına bağlı.

Görüldüğü üzere Türkiye’nin orta uzun dönemli çıkarlarında uzak doğu’dan gelen ticaret önemli bir rol üstlenecek. Bu ticaretin güvenilir olması AB kadar Çin için de önemli dolayısı ile bu bölgede karışıklık ve ağır ABD baskısı Türkiye’nin ve bu iki gücün çıkarına değil.

Türkiye ne yapmalı, yolu ne olmalı?

Tüm haritalardan görüldüğü gibi Türkiye tüm büyük güçler tarafından dikkate alınan vazgeçilmez bir coğrafya üzerinde varlığını sürdürüyor. Mevcutta yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen sanayi altyapısı ve ticari kavşak noktası olması açısından da umut vaaden bir geleceği var. Bölge ülkelerinin yetkinlikleri ve Türkiye’nin tarihsel altyapısı sebebi ile Balkanlar, Kafkasya ve Kuzey Afrika’da denge ve barışı sağlayabilecek bir güç haline gelebilir.

Tüm bunları gözeterek mevuttaki Ukrayna krizi ve sonrasında oluşabilecek tüm siyasi ve askeri krizlerde Türkiye tüm tarflara eşit mesafede olan bir denge politikası yürütmeli. Elindeki gücü bir tarafa meyile ederek ya da vekil görevi alarak harcamamalıdır. Bu sadece Türkiye’nin yıkımına değil tüm bölgenin mahvına yol açar.

Türkiye’nin önümüzdeki 30 senelik vizyonu ticari kavşak noktası pozisyonunun güçlendirmek, üzerinden geçeceği ticareti kollamak ve kontrol etmek bu arada da üretim gücünü çok hızlı ve kısa bir sürede arttırarak katma değerli ve teknolojik ürün üreten ve satan bir ekonomik deve dönüşmek olmalıdır. AB Türkiye için önemli bir iş ortağıdır ve bunun devamlılığı iki tarafın da faydasınadır. Bunu sürdürülebilir kılmak için de Türkiye sırtını Avrasya’ya dayarken Balkanlar ve Yunanistan’ı da içine alan, Doğu Akdeniz’den Adriyatik’e kadar etkin bir devletler birliğini aramak ve uygulamak zorundadır.

Galip Arbak