Sarsılan Dengeler

Sağlık ile ilgili dengeler pandemi ile bozulmaya başladığında, kısa bir süre sonra bunun ekonomiye de yansıyacağını konuşmaya başlamıştık. Başlamıştık başlamasına da, öncelik yaşamda kalabilmek ve olası gıda problemi olduğu için başlangıçta çok da büyük karşılık görmedi. Zaman geçtikte ve ekonomideki yaralar derinleşmeye başladıkça, daha fazla gündemde yer almaya başladı.

 

Bugünlerde, daha pandeminin yaraları sarılmadan, Rusya Ukrayna savaşı ile sorunlara bir yenisi daha eklenmiş oldu. Geleceğe dair bizleri neler bekliyor ve yaşamımız nasıl bir seyir izleyecek bakmadan önde, süreçteki bazı kritik noktaları hatırlamakta yarar var.

 

2019’un ikinci yarısında Çin’de pandemi başladı ve hastalıklar dünyanın her yerinde görünmeye başlandı. Ülkeler tedbirler almaya başlarken, görülen ölüm vakaları, hayatımıza giren maske, seyahat kısıtlamaları ve organizasyonların iptali herkesi endişelendirmeye başladı. Bir yandan dünyada eğitim dururken, üretimde kısıtlamalar ve diğer yandan arz-talep dengesinde de bozulmalar her geçen gün daha da arttı. Öte yandan e-ticaret ve dijitalleşme önemli bir ivme kazandı. Ve en önemlisi, devletler ekonomik kapasiteleri ölçüsünde tedbirler almaya başladılar. Güçlü/güçsüz ülke – sosyal/sosyal olamamış ülke ayrımları kendisini göstermeye başladı. Tarım, hayvancılık ve sağlık sektörleri önemli sınavlardan geçti, sokağa çıkma yasakları ve evden çalışma ile eve dönüldü.

 

2021’e girildiğinde aşının da bulunması ile piyasalar biraz toparlanmaya başladı. Buna rağmen arz talep dengesi düzelmezken, nakliye maliyetlerindeki önemli artışların da etkisi ile dünyadaki tüm maliyetler yukarı seyretmeye başladı. ·Tedarik Zincirinde düzelmesi zor yaralar açılmaya başladı, çip, dünyanın krizi halini aldı.

 

İlerleyen dönemde tedavi süreçleri hızlanmaya ve normalleşme daha da belirgin olmaya başladı.

Çin ise taviz vermeden sıfır Covid politikasını sürdürmeye devam edeceğini açıkladı. Tedarik akışı yavaş yavaş tamir olmasına rağmen, Çin’deki üretim ve enerji kısıtlaması ve çip krizi üretim ve tedarikte normalleşmeyi zorlaştırdı. Arz-talep dengesindeki bozukluk çok da dengeye gelemedi.

 

Yeni dünyada bizleri nelerin beklediği hepimiz için merak konusu. Benim görüşlerime gelince; evvela Çin’in aynı politikaları korumayı sürdüreceğini söyleyebilirim. Üretimi her zaman daha az tutarken, niteliğe ve karlı üretime, belki de daha fazla markalaşmaya yönelecek. Üretim mutfağı olmaktan çıkıp, tasarım ve markalaşmaya doğru yönelecek. Uzakdoğu, Çin’e biraz daha alternatif olacak. Türkiye, üretimi güçlendiremediği sürece Uzakdoğu’nun alternatifi olamayacak. Fırsatları değerlendirir ise, transit nokta olma konusunda daha iyi bir noktaya gelecek. Savaşla birlikte batı ve Rusya arasında denge bozulurken, Rusya ve Çin daha birlikte hareket ettiği için, kutuplaşma da artacak. Arz/talep dengesi uzun bir süre daha düşük seyredecek. Dünyadaki otomotiv üretim ve satışı eski adetlerine epey bir süre ulaşamazken, yüksek enflasyon ile gelir dağılımı tüm dünyada daha da bozulacak. Üreticilere bu dönemde daha çok iş düşecek, zira tedarik sıkıntıları yine devam edecek. Dünyadaki likit para, güven duyulan ülkelere giderken, Türkiye’deki seçim belirsizliği nedeniyle bu sıcak paradan yararlanmamız hayli güç olacak.

Bizi bekleyen belki en önemli fırsat yine Rusya’nın uğradığı bu ambargo ile ticaretin ülkemiz üzerinden seyredecek olması. Buradaki yeni iş alanlarının çok iyi değerlendirilmesi gerektiğine özellikle işaret ederken, enseyi karartmadan mevcut işlerimizi geliştirmemiz için bu önemli dönemi iyi kullanmamız gerektiğini belirterek sözlerimi noktalayayım.

Hakan Çınar