Anahtar Kelime Verimlilik

Türkiye de, dünya da, çok uzun zamandır dile getirilen bir gerçekle, pandemi süreciyle birlikte farklı bir tanışma yaşadı. Belki bugüne kadar her fırsatta dijitalleşmenin, yeni iş modellerinin üzerinde duruluyordu. Fakat ilk kez reel sektör bu gerçeğin ve dönüşümün, entelektüel bir tartışma değil, kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu bu denli net hissetti.

Bugünlerde konuşulduğu üzere önümüzdeki dönem, dijitalleşmenin daha çok gündemimizde olacağı bir başlık olacak. Fakat ben bu noktada Türk reel sektörünü uyarmak istiyorum. Her dönem olduğu gibi, bu süreçte de kapınızı dijitalleşme adı altında paket satış yapanlar çalacaktır.

İşte tam da dikkatli olunması gereken nokta bu. Çünkü ortada bir mantalite, bir yaklaşım, bir iş yapış biçimi var; fakat paket bir program yok. Yani bir ürün alarak işi halletmiş sayılamazsınız. Her firmanın dönüşümü, kendi özellikleri ve ihtiyaçlarıyla doğru orantılıdır. Bu noktada asıl dönüşümün bakış açısında olması gerekir.

Bir önceki sanayi devriminde nasıl yeni enstrümanlar hayatımıza girdiyse ve yine iş yapmaya devam edildiyse, bu dönem de öyle olacak. Yani teknolojik gelişmeler sadece bir iş yapma biçiminden ve bir metodolojiden ibarettir.Üretiminizi ya da ticaretinizi gerçekleştirirken, teknolojiden faydalanmanın sayısız yararları var. Bugüne kadar yarar olarak nitelendirilen bu unsurların, önümüzdeki süreçte kaçınılmaz gereklilikler olduğunu göreceksiniz.

Teşbihte hata olmazmış. Matbaanın bulunmasıyla yazılı eserlerin, daha hızlı, daha okunaklı, daha geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlandı. Hattatlar belki sembolik bir gelenek olarak kaldı; kendisini dönüştürenler matbaacı oldu. Ama unutulmaması gereken unsur, esas olanın yazı yazmaya devam edilmesi, günümüz jargonuyla içerik üretilmesi olduğu unutulmamalıdır.

Bugünkü dijitalleşme olgusuna da bundan farklı yaklaşmamak gerekir. Bunların hepsi, işlerimizi daha iyi, daha az hatayla ve daha hızlı yapabilmenin araçlarıdır. Esas olan yaptığınız iştir. Sadece bir metodoloji ve iş yapış biçimi değişiminden söz ediyoruz. Tersten bir örnek verilmesi gerekirse, tüm teknolojik uygulamaları bünyesine almış, ama iş yapış modellerini, insan kaynağını, yönetim biçimini değiştirmemiş bir firmaya, dijitalleşmenin hiçbir faydası olmayacaktır.

Bir satınalmacı, tedarik sağlarken teknolojiden yararlanarak daha etkin sonuçlar alabilir ve firmasına da katkı sağlayabilir. Şu bir gerçek ki, önümüzdeki süreçte bu bir inisiyatif olmaktan çok zorunluluktur.

Lakin esas olan, nitelikli, analiz yeteneğine sahip bir satın almacınızın olmasıdır. Onun finansmandan ürüne kadar bilgiyle donanması, sektör hakkında donanımlı olup, yeni iş modellerini kavramış şekle getirilmesi ve işini yaparken de, sürecin ameliyesinden teknolojiyi kullanarak kurtulması ve hatayı minimize ederken, zamanı etkin kullanarak sonuç almasıdır. Bu nedenle yeni dönemde bildiğiniz işi yapıp, teknolojiyle bunu geliştirirken, verimliliği anahtar kelime olarak benimseyip, iş yapış modellerinizden üretiminize, tedarik zincirinin kullanmaktan pazarlamaya kadar bu alanı da kullanacak bir yaklaşım sergilemelisiniz.

Unutulmamalıdır ki, teknolojiyi kullanmak faaliyet sahanızı ve hitap ettiğiniz pazarın boyutunu büyütecektir. Bu büyümeye bakış açısı boyutunu büyütecektir. Bu büyümeye bakış açısı ve iş yapış şekliyle hazır olmamak ise büyük hüsranları beraberinde getireceği gibi, son teknolojinin de bu aşamada firmaları kurtarması mümkün olmayacaktır.

Demek ki bugün tartışılması ve dönüştürülmesi gereken, yönetim biçimini, pazara okuma yöntemlerini, teknolojiyi kullanarak işini kolaylaştıracak metodolojiye erişimin yollarını kavramaktır.

Bunun da temelinde gerçek bir verimlilik kaygısı olmalıdır. Verimlilik hesabını da yaparken birimler üzerinden değil, katma değerler üzerinden bir yöntem izlemek gerekir.

Kabul etmeliyiz ki yeni bir döneme giriyoruz. Ama bu dönem şapkadan tavşan çıkartmayacak. Sadece işini iyi ve kaliteli yapanları, doğru yöntemlerle bezenip, teknolojiyi de kullanarak taçlandıracaktır. Aksi bir yaklaşımın büyük yanılgıları ve hüsranları da beraberinde getireceğini düşünüyorum.

 

 

 

Çetin Ünsalan Kimdir?

Meslekte 27’inci yılını geride bırakan Çetin Ünsalan, dergiden gazeteye, internetten televizyonculuğa kadar her alanda, muhabir-likten köşe yazarlığına, editörlükten haber yayın yönetmenliğine kadar uzanan bir çizgide farklı görevler yaptı. Son 18 yıldır televizyonda ekonomi haberciliğini yürütmektedir.