Zor Yıllar Birbirini Kovalıyor

Eskiden sadece yıllar yılları kovalar diye bir tabir kullanırdık. Meğer ne mutlu günlerimiz varmış demeden edemedim hatırlayınca. Çünkü şimdi sadece yıllar yılları değil, krizler de krizleri kovalar hale gelmiş halde.

 

2018 yılında dünya, aslında geçmişte pek çok yaşanmış türde olan bir pandemi kriziyle karşı karşıya kaldı. Dedim ya aslında dünya tarihinde bundan çok daha ağırları defalarca yaşanmış. Neredeyse 4.yılını doldurmasına ve hatta büyük oranda salgının ortadan kalkmış olmasına rağmen, izleri ve ortaya çıkarttığı sorunlar bir türlü çözülmek bilmiyor. Ekonomilerde de sıkıntı büyük ve tam anlamı ile ne zaman düzlüğe çıkılacağını kimse kestiremiyor. Dünya, bir yandan yüksek enflasyon ile mücadele etmeye çalışırken, öte yandan Rusya-Ukrayna savaşı ile baş gösteren enerji ve gıda krizlerinin nasıl yönetileceği ve geleceği de şu anda bilinmezler arasında. Peki daha önceki krizler böylesine etki yaratmazken, 21.yüzyılın farkı neydi de bir türlü toparlanamıyoruz sorusunun cevabını yazımın son bölümünde vermeye çalışacağım. Önce şu üç başlığa bir göz atalım.

 

Enerji krizinin doğması tamamen Rusya Ukrayna savaşının bir sonucu. Savaşın ardından Moskova’ya gelen yaptırımlar ve küresel enflasyondaki artışın da etkisiyle, Avrupa’nın pek çok ülkesinde enerji kriziyle mücadele planları devreye sokuldu. Doğalgaza alternatif olarak kömür ve petrolle çalışan tesisler bile gündeme geldi. Başta Almanya olmak üzere, sanayici kimliğindeki ülkeler çok daha fazla tedirgin oldular. Yaşanan bu enerji krizi petrol krizlerinden bir hayli farklı. Avrupa’nın Rus doğal gazına bağımlılığı azaltmak amacıyla belirlediği eylem planının ilk maddesi Rusya ile süresi biten doğal gaz alım sözleşmelerini yenilememek. Bu kararı uygulamak her ne kadar zor olsa da, tek alternatifi ABD’ye olan bağımlılık.

Gelelim gıda krizine.  Dünyadaki buğday ihtiyacının önemli bölümünü karşılayan iki ülkenin savaş hali ve bu konuda bir adım atılamaması tüm dünyayı önemli ölçüde etkiler durumda. Savaşla beraber Ukrayna’da milyonlarca ton civarı tahıl ülkeden dışarı çıkarılamadı. Üstüne Hindistan’ın da buğday ihracatını durdurması ile birçok ülkede tahıl krizi baş gösterdi. Moskova birliklerinin dünyadaki buğday ihracatında yaklaşık yüzde 12 paya sahip Ukrayna’nın Karadeniz limanlarına blokaj uygulaması, Mısır ve Tunus başta olmak üzere Afrika ülkelerinin tamamı gıda krizinden yüksek oranda etkilenmesine neden oldu. Rusya ve Ukrayna’dan ithal edilen hububat tüketiminin yüzde 50’si savaştan ciddi şekilde etkilendi. Şu anda tüketilen buğday, çatışmadan önce ithal edilmiş olmasına rağmen, fiyatlar da önemli ölçüde artış göstermiş durumda ve dünya gıda fiyatları durdurulamaz bir yükselişle karşı karşıya kalmış durumda. Her ne kadar dünya üzerinde bazı koridorlar yaratılmaya çalışılarak gıdaya ulaşılması kolay hale getirilmeye çalışılıyor olsa da, aslında orta ve uzun vadede çözüm üretebilecek bir planın olmadığını üzülerek söyleyebilirim. Ülkemizde de tarıma ilişkin bazı önlemlerin alınması gerektiğini ve uzun vadeli planlar ile üretimin desteklenmesi gerektiği pek çok kez dile getiriyoruz. Karşılık görüyor mu sorusunun cevabını varın siz verin.

Gelelim enflasyon sorununa. Pandemi ile başlayan ve Çin’in üretimi kısması ile baş gösteren tedarik sıkıntısı, üretimlerin düşmesi, arz-talep dengesindeki bozulma, çip krizi derken lojistikte maliyetlerin yükselmesi ülkeleri de devletleri de zor durumlara soktu. Vergi gelirlerinden feragat etmek zorunda kalan ülke yönetimleri, aynı anda sosyal devlet olduklarını ispat etmeleri ve en çok yardım etmeleri gereken bir döneme girdiler.

Pandemi döneminde mal ticareti hızını kesse de tümüyle durmadı. Üretim kapasiteleri artık yüksek tüketime endekslenmişken, finans ve bankacılık da bunu destekler halde. Ancak şüphesiz hacimlerde önemli düşüşler oldu. Özellikle lüks tüketim ürünlerinde bu daha çok hissedildi. Ülkeler bu hızın düşmemesi için ne kadar çok çabalamış olsalar da eski hızı yakalamak epeyce zaman alacaktır. İşte bu dönem, dünyada enflasyonun da yükselmesi sonucunu zorunlu olarak ortaya çıkardı. Para politikaları ile birlikte maliye politikalarının da çok doğru yönetilmesi halinde ancak, ülkeler bu sorunun üstesinden daha kolay gelecekler gibi görünüyor. Fakat şu bir gerçek ki, dünya, daha uzunca bir süre enflasyon ile mücadele etmeyi sürdürecek. Umuyorum ki bu süre öngördüğümüzden daha kısa sürer.

Hakan Çınar