Skip links

FIRSAT

Covid-19 dönemi özellikle gösterdi ki endüstri ortalamasında şirket cirolarının 50%’sini, 3. taraflar üzerinden satınalma yoluyla “Tedarik Zinciri Yönetimi” bölümleri yönetiyor. Tedarik Zinciri Yönetimi, şirketlerin marka değerlerine, imajlarına, rekabetçiliklerine dolayısı ile sürdürülebilirliklerine çok önemli katma değer yaratan bölümlerin başında geliyor.

Kaliteden ödün vermeden, satınalma üzerinden yapılan her 1$’lık tasarruf, takribi 2 $’lık satışa eşittir.

Tedarik, sadece en iyi fiyatı almak değil; tüm değer zincirinde mümkün olan en iyi sonuçları elde etmektir.

Bu kapsamda Tedarik Zinciri Yönetimi bölümleri mutlaka şirketlerin C seviyelerinde yer almalı, gerekli yetki ile sorumluluklarla donatılmalı; modern yönetim sistemlerini uygulayarak, alanındaki en iyi kişileri organizasyona katmalı ve uçtan uca dijital yapısıyla şirketlere katma değer yaratmalıdır.

Unutulmamalıdır ki tedarikçiler ile yaptığımız sözleşmelerle insan hakları, çalışma hakları, fırsat eşitliği, etik değerler, çevre, sosyal sorumluluk, işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi şirketlerin sürdürülebilirlik prensiplerinin yaygınlaşmasında Tedarik Zinciri Yönetimi bölümleri kilit rol oynamaktadır.

Önümüzdeki iki hafta içinde yayınlayacağımız PWC ile 2021 yılında yaptığımız son araştırmanın bazı önemli çıktılarını sizlerle paylaşmak isterim. Ankette:

·        Katılımcıların sadece %24’ünde kategori bazlı stratejik ve operasyonel satınalmanın mevcut olduğu,

·        Katılımcıların %49’unda satınalma operasyonuna yönelik net ve tanımlanmış süreçlerin bulunmadığı,

·        Katılımcıların %62’sinde aktif olarak gözden geçirilen, güncellenen ve geçerli kriz yönetiminin tanımlı olmadığı ortaya çıkmıştır.

Bu çıktılar, daha uzun yıllar bu konulara yorulmadan değinilmesi gerektiğini bizlere anlatmaktadır.

Kurumsallaşma gerçekleşmeden şirketlerin sürdürülebilir olabilmeleri, günümüz şartlarında mümkün değildir. Ayrıca işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri için, ölçek ekonomisine değer vermeleri ve konsolide olmaları hayati önem arz eder.

Yatırımcı için, ekonomik sürdürülebilirlik veya öngörülebilirlik ve hukukun üstünlüğü kurallarının uygulamada olması çok büyük önem taşımaktadır.

Bugün tüm yatırımcı dünyasının dikkatle izlediği CDS’de puanımız 550 seviyesine gelmiş ve maalesef ülkemiz gri listeye alınmıştır. Batı ülkeleri ise, genelde 10 ila 50 puan arasında yer almaktadır. Küresel hukukun üstünlüğü istatistiklerinde ise, 139 ülke arasından 117. sırada bulunmaktayız.

Şu anda tahmini 700 milyar dolar olan ülkemiz gayrisafi yurt içi milli hasılamızın, hedefimiz olan dünyanın ilk 10 ekonomisine girebilmesi için 1,5 trilyon dolar seviyelerine gelmesi gerekecektir.

Ülkemiz ekonomisinin %95’i KOBİ’lerden oluşmakta ve İstanbul Borsası’nda yer alan toplam 440’a yakın şirketin piyasa değeri, tahmini 180 milyar dolar seviyesinde ölçülmektedir.

Endüstrimizin yaklaşık %70’i orta ve daha düşük teknolojik ürünler üretebilmektedir.

2000’li yılların başında kişi başı milli gelir olarak aynı seviyelerde yola çıkmış olduğumuz bazı batılı ülkeler, şu anda 15-20 bin dolar kişi başı milli gelire ulaşmışken ülkemizin mevcut kişi başı geliri ise 10 bin doların altında seyretmektedir. 1960’lı yıllarda bizim yarımız kadar kişi başı milli gelire sahip olan ve şu anda 35 bin dolara ulaşmış olan Güney Kore’ye değinmeden geçemeyeceğim.

Global dünyada sektörlerinde uzun vadeli rekabet edebilecek şirketler ancak ve ancak yeterli büyüklüğe, değere ulaşmış, alanında çağdaş yönetim felsefelerini uygulayan, çevik ile krizlere dayanıklı şirketlerden çıkacaktır.

Ülkemiz yetişmiş insan gücüyle, girişimci ruhu kuvvetli olan yatırımcısıyla ve çok özel lojistik konumuyla önemli bir rekabet avantajına sahiptir. Ancak gelişmişlikte ileri ülkeler seviyelerine ulaşabilmek için elzem olan çok iyi yetişmiş iş gücüne ait olan ihtiyaç, dünden çok daha fazladır.

Son dönemde Covid-19’un global ticarete olan geniş etkilerinden dolayı globalleşme yerini bölgeselleşmeye bırakmıştır. Global şirketlerin yatırım yapabilecek yeni limanlar arayışı içine girmiş olması hususu, ülkemiz için çok önemli bir fırsattır. Modern dünyanın kendini ispat etmiş yöntemleriyle ekonomi, sosyal ile kültürel alanda atılacak hızlı adımlarla bu kaçırılmaması gereken kıymetli fırsatı, avantaja çevirebilmek sadece ve sadece bizim elimizdedir.

Tuğrul Günal

 

Bu web sitesi, web deneyiminizi iyileştirmek için tanımlama bilgilerini kullanır.
Keşfet
Sürükle